Öğrenmeyi Öğrenme ve Gelişim Zihniyeti

İnsanlık tarihinde bilgi hiç bu kadar hızlı üretilmemişti. Artık bir üniversiteden mezun olmak bilmemiz gereken her şeyi bildiğimiz anlamına gelmiyor.

Özellikle profesyonel iş yaşantısı içindeki çalışanların gelişen teknolojik uygulamarla birlikte kendilerine sürekli yeni beceriler eklemeleri gerektiği tartışılmaz bir gerçek.

Çalışan memnuniyetine ve çalışan bağlılığına önem veren kurumlar için kurum içi eğitimler ve beceri geliştirme programlarına kaynak ve zaman ayırmak artık stratejik bir öncelik.

Bu anlayış dahilinde karşımıza çıkan iki adet kavram var.

Up-skilling: Çalışanın hali hazırdaki becerilerini geliştirme desteği sağlamak

Re-skilling: Çalışana yeni pozisyonlarda ihtiyaç duyacağı yeni beceriler kazandırmak

Kurum çalışana iç eğitim, koçluklar ve uygulama yolculukları gibi destekler sağlarken çalışanın bu desteklerden maksimum faydayı sağlaması için gelişim zihniyetinde olması temel bir şarttır.

Gelişim Zihniyetindeki Çalışan

-Diğer başarılı çalışanları rakip olarak görmeyip onlardan ilham alan

-Zorlukları gelişim fırsatı olarak gören

-Öğrenme arzusu duyan

-Geribildirim alaya ve vermeye açık bir çalışandır.

Yeni beceriler kazanmak konusunda hevesli ve başarılı olacağına inanan çalışan kendi Öğrenmeyi Öğrenme Stilini bilmelidir.

Öğrenmeyi Öğrenmek

Bilim dünyası farklı zeka türlerinin varlığı bilgisi sayesinde insanları sadece IQ’ya göre yani tek boyutlu bir çizelgeyle sıralamaktan uzun zaman önce vazgeçti. Bu bakış açısı sayesinde erişkin eğitimi dünyası temelden bir dönüşüm yaşadı.

Öğrenimin 20li yaşlarda bitmesi gerekmediğini ve farklı yollarla kişinin kendi beceri ve alışkanlıklarını eğer isterse hayat boyu dönüştürebileceğini farekettik.

Öğrenmeyi öğrenmek işte katılımcının kendi öğrenme modellerini keşfedeceği bir içerik olarak hazırlandı.

Sabit Zihniyetteki Çalışan

Temel akademik başarı göstergesi olarak IQ’yu ( Intelligence quotient) yani entelektüel zekayı baz aldığımızda çalışmalar gösteriyor ki 20li yaşlarda bu zeka türü tüm gelişimini tamamlıyor ve hayat boyu daha fazla ilerlemiyor. Zekaya ve insan becerilerine bu açıdan bakmak bize sabit zihniyeti getirir.

Sabit zihniyetteki çalışan konfor alanı içinde kalmayı tercih eder, yeniliklere kapalıdır. her şeyi başarı ve başarısızlık gibi iki uçta algılama eğilimi vardır. Zorluklar gelişim fırsatı olarak değil de kendi becerisinin bittiği nokta olarak algılanır. Sabit zihniyetteki çalışana yapılan “upskilling” ve “reskilling” yatırımları beklenen sonucu vermeyecektir.

Farklı Zeka Türleri ve Beynin

Yapılan yeni çalışmalar ve insan yaşamına gösterilen yeni yaklaşımlar farklı zeka türlerinin de en az IQ kadar profesyonel yaşamda belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.

Bu gerçekten yola çıkılarak çalışanın kendi zeka türüne vakıf olması ve öğrenme stilini tanıması kurum içi eğitimlerden ve beceri geliştirme programlarından maksimum fayda sağlayabilecek olumlu bakış açısına sahip olması için hayati bir ön şart olarak görünmektedir.

Eğitimin Beslendiği Kaynaklar

  • Neoklasik yönetim anlayışı
  • Nörobilim
  • Bilişsel Psikoloji ve Hafıza
  • Çoklu Zeka Teorileri

Eğitim içeriği koçluk ve kolaylaştırıcılık yaklaşımıyla aktarılır. Ayrıntılı bilgi için iletişim sayfamızdan bizimle temasa geçebilirsiniz.

Nörobilimden Öğrendiklerimizle Yaşam Boyu Öğrenmeyi Nasıl Sürdürülebilir Kılarız?

İşinde derinlikli bilgi-beceri sahibi, kendi öğrenme tarzını keşfetmiş, araştıran, kullanılabilir bilgiye nasıl ulaşılabileceğini bulabilen, sürekli gelişen, değişime açık adaptasyon yeteneği yüksek çalışanların ihtiyacı olan içeriği bilimsel temeller üzerine inşa ediyoruz.

Bu programla birlikte kendi öğrenme stilini keşfeden katılımcı hızla değişen dünyada zamanın gerekliliklerine uyum sağlama yeteneğini artırır.

Davranış Gelişimi & NöroBilim

İnsanı dönüştürmek geliştirmek üzere yapılan çalışmaların sonuç vermesi Nöro-Bilim temelli yaklaşımla mümkün olacaktır.