Dayanıklılık – 1

Değişim, Belirsizlik ve Getirdiği Stres…

Geçtiğimiz 1,5 yıl yani Pandemi buna en güzel örnek değil mi? Herkes bu ani değişime, oluşan belirsizlik ortamına farklı tepkiler verdi, hemen hemen herkes en başta hastalık kapma korkusu da dahil ve sonrasında da hayatın her alanına nüfuz eden pek çok stres yaşadı, yaşamakta.

 

Geldiğimiz noktada halen belirsizlik devam etse de herkes hayatını “bir şekilde” yeni düzene adapte etmiş görünüyor. Kimi memnun kimi değil…

 

Peki dönüp bakalım, karantinadan nasıl çıktık?

Kimisi evde her gün spor yapıp, zayıflayıp karın kasları yaparak, kimisi göbekli kilo almış olarak, diğerleri çevrim içi fırsatlarını kullanabilmiş yeni bir meslek edinmiş halde, kimisi de Netflix dizilerini bitirmiş halde. Herkesin yaşanan ortak zorluğa verdiği cevaplar kendine has oldu.

 

Ve bu ortamda bir kelime hem duygusal hem zihinsel dünyamızı tariflerken hem de iş yaşantımızda sıklıkla karşımıza çıkar oldu; Dayanıklılık.

 

Peki Nedir bu Dayanıklılık? 

Tüm dünyada yaşanan ortak bir zorluk ve verilen yaklaşık 8 milyar farklı cevap var. İnsan sayısı kadar farklı deneyim…

Peki kimler bu sürece rağmen hayata tutunabildi? Hatta tutunmaktan da öte, zorluklara rağmen doyumlu bir hayat sürdürebilmeyi başarabildi? İşte konu tam da burada D A Y A N I K L I L I K’a geliyor.

 

Dayanıklılık; bu kavramı neden bu kadar çok sık duymaya başladık?

Zorluklar Pandemiden önce de yok muydu?

Elbette hepimizin okul, iş ve özel yaşamlarımızda yaşadığımız zorluklar her zaman vardı. Bu zorluklar karşısında kimi zaman kendimizi çok yorgun, yılmış, savaşacak takati kalmamış ve alabildiğine mutsuz hissettiğimiz zamanlar da oluyordu. Herkes zaman zaman kendi içsel geriçekilmelerini hayat savaşını bireysel seviyede kendi zamanında yaşayagidiyordu.

İçinden geçtiğimizin sürecin farkı ise bu sefer zorluğun tüm insanlığı ilgilendirecek derecede aynı anda ve büyüklükte yaşanması oldu.

 

Pandemi tüm insanlık için ortak paydada yaşanan bir gündem olarak ortaya çıkarken, kişilerin bu duruma cevap olarak yaşadığı stres, verdikleri tepkiler yukarıda da belirttiğim gibi farklı farklı olmakta.  Bu ortam sosyal bilimler açısından eşine az rastlanır bir deney alanı sunmuş gibi.

Yani dış koşullar, Pandemi şartları sabitken insanları bu ortamda analiz edebilme şansı doğdu ve kişilerin gösterdikleri farklı davranış kalıplarını gözleme ve dolayısıyla da bir takım sonuçlara ulaşma şansımız oldu.

İşte bu farklı insan cevapları konunun uzmanlarını dayanıklılık üzerine düşünmeye, bilgi üretmeye itmiş görünüyor. Sorumuz şöyle; Dış koşullar ne olursa olsun -keyfi bozulmayan insanın sırrı- nedir?

Karşılaştığımız türlü çeşit zorluklar, geri çekilmeler karşısında, direnç ve esnekliğimizi artırıp hayata yeniden nasıl tutunuruz? Hem kendimiz hem sevdiklerimiz, ailemiz hem de çalışma arkadaşlarımız için hayatı kolaylaştıracak dayanıklılık becerilerini nasıl kazanabiliriz ?

 

Dayanıklılık,

Orjinali ingilizce “resilience”; Zorluklardan çabucak kurtulma kapasitesi olarak tanımlanıyor. Neredeyse iki yıl önce hayatımıza giren büyük zorluk, coronavirüs ve dünya gezegenine ettikleri sonucu yaşananlar bu kelimeyi sözlüklerde oldukça yukarılara taşımış halde. Hatta bir fikir lideri hem 2020 hem de 2021 yılının kelimesini Dayanıklılık olarak ilan etmiş* bile.

Fotoğraftaki palmiye ağaçları gibi kimimiz önlerde deniz manzaralı kimimiz de arkalarda kendince güvenli ortamında yaşayıp giderken hiç beklemediğimiz bir fırtına geldi ve bizi sanki köklerimizden sökmeye kararlı, hala da zorlamaya devam ediyor.

Güçlü ama esnek palmiyeler bu fırtınada eğildiler ve tekrar doğrulmayı başardılar, kökleri yeterince kuvvetli olmayanlar ise yerinden oldu, yeterince esneyemeyenler, sert kalanlar ise maalesef kırıldı. İşte dayanıklılık tam da bu, bir zorluk karşısında esnemek ve yere düşmemek tekrar doğrulmayı başarabilmek anlamına geliyor.

Hacıyatmazlık olarak tanımlamak da mümkün, güçlükler karşısında kırılmamak için, yere kapaklanmamak için esnemeye dayanıklı olmaya ihtiyacımız var.

 

Bir De Dayanıklılığın Ne Olmadığına Bakalım;

-Dayanıklılık; duyguları görmezden gelmek, üzüldüysek “üzülmedim” demek değil.

-Dayanmaya çalışmak, güçlü durmaya çalışmak, katlanmak değil.

-Zorlayıcı duyguları hiç deneyimlememek, hiç üzülmemek, hiç acı çekmemek değil.

-Doğuştan gelen bir yetenek değil. Kimi insan hayatın getirdiği sorunlara karşı daha dirayetli cevaplar veriyor olabilir, ama başlangıç noktamız ne olursa olsun dayanıklılık doğuştan gelen bir özellik olarak kalmaz, bu yetenek biz üzerine koydukça gelişir.

-Dayanıklı olmak için herkese uygun tek bir sihirli formül yoktur. Nasıl ki herkes birbirinden farklı, herkesin dayanıklılık formülü de birbirinden farklı olacaktır.

 

Burada önemli olan kişinin kendini tanıması, zayıf ve güçlü yanlarını iyi tespit etmesi, güçlü yanlarını kendi lehine çalıştırıp kendi dayanıklılık formülünü oluşturmasıdır.

 

Dayanıklılığın ne olmadığını uzun uzun anlatmışken şimdi bir de nedir kısaca ona bakalım;

  • Gelişme Yeteneği
  • Zorlukların Üstesinden Gelmek
  • Adaptasyon; değişime etkin bir şekilde uyum sağlama becerisidir.

Gelişme yeteneği çok hayati, burada bir karar söz konusu. Gelişmeye karar vermek gerekiyor. Yani dayanıklılık yolculuğumuzun kapısını açacak yaklaşım Gelişim Zihniyeti’dir. Bu kararlılıkla kişinin yapması gereken şeyse öncelikle dayanıklı olamadığı noktaların üzerinde durmak, kendisini o açıdan izlemeye almak olmalı. Bu yaklaşım ona üzerinde çalışılacak pek çok bilgi sağlayacaktır.  

Şimdilerde hangi kuruma gitsem, kiminle koçluk yapsam konu mutlaka ki dayanıklılığa geliyor. Bu alanda kendini geliştirme yolunda olanlar şüphesiz ki esneyebiliyor ve sıkıntılarla karşılaştıklarında aynı bir hacıyatmaz gibi yeniden doğrulabiliyorlar. Yolları yöntemleri nedir bir sonraki yazımda açmak istiyorum, şimdilik hoşçakalın, 

24 Kasım 2021

Tüm öğretmenlerin öğretmenler günü kutlu olsun, izninizle kendime de pay çıkararak,

sevgiler,